5 Eylül 2010 Pazar  
|    
 
Yeniliklerden haberdar olmak için lütfen e-bülten'e üye olunuz..
Ad Soyad :
E-Posta :

Makaleler
MB dövizin düşüşünü tutmazsa sanayinin geri kalanı da çöker. Turan ÖZBAY
Para Politikası Kurulu'nun okuması gereken yazı. Turan ÖZBAY
Timothy'i bırak temettüye bak... Turan ÖZBAY
Makaleler » Para Politikası Kurulu'nun okuması gereken yazı. Turan ÖZBAY

Para Politikası Kurulu’nun okuması gereken yazı

 

Algılamam doğru mu ya da başka dikkatleri de çekmiş midir bilemem ama gördüğüm şu ki, ekonomiyi harekete geçirmek için geçmiş dönemde alınan tedbirler, normal dönemde uygulanan ekonomik politikaların önüne geçti.

Ekonominin buna cevabı ise oldukça olumluydu. Demek ki ekonomiyi harekete geçirmek için geçici olarak uygulanan politikalar, asli ekonomi politikaları olsa, ekonomi hızlı büyüyecek. Umarım bu mesaj dikkatleri çekmiştir.

Yarın Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplanıp faiz indirimi konusunda adım atacak. Görüş üretme ve bunu aktarma şansım olduğunda, ABD Merkez Bankası dahil, Merkez Bankalarının ekonomiye müdahalelerinde kullandığı, araçlar ve bunların zamanlama alışkanlığının, geçmiş yüzyıldan kalma olduğunu ve günümüzün acil sorunlarına karşı kayıtsız/etkisiz kaldığını savundum.

PPK’nın yarın ki toplantısına, 75 baz puan faiz indirdiği 29 Nisan 2009 tarihli toplantı özetine yansıyan,
“bundan sonraki faiz indiriminin ölçülü olabileceği” yolundaki temkinli yaklaşımın damgasını vuracağı anlaşılıyor.

Gerek FED’in gerekse T.C. Merkez Bankası’nın, geçmişteki faiz indirimleri, önümüzde önemli bir ders olarak duruyor. Bunları analiz ettiğimizde, faiz indirimlerinin zamana yayılarak adım adım ve mutedil oranlarla yapılması ve süreç içinde indirimlerin olumlu etkisini beklemenin tek başına yeterli olmadığını görüyoruz. Aksine, zaman kaybı ve alınacak diğer önlemleri alamama gibi olumsuzluklara neden oluyor.

MB’nin geçmiş dönemine dayanarak şu tespiti yapabiliyoruz. İki faiz indirimi arasına makul süreler ve makul oranlar koyarak yaptığımız zamanlamadan çok, bu zaman dilimi içerisinde ülkenin ve dünyanın nereye gittiği daha önemlidir.

Hatırlanacaktır, MB geçtiğimiz yıllarda, biraz da inşaat sektörüne gaz verebilmek için faiz indirimi seçeneğine sarılmıştı. MB; adım adım faiz indirimi basamaklarını turalarken, hesaba katmadığı konular vardı. Birincisi, içerde döviz üzerine baskı oluşturacak ekonomik ve sosyal gelişmeler gündeme gelmiştir, ikincisi küresel piyasalardan gelecek olan olumsuz sinyaller gündeme girmeye başlamıştı. Bunları hesaba katmadan başlayan faiz indirimi girişimi, faizlerin başladığı düzeyin çok üstüne çıkması ile sonuçlanmıştı.

Bu yanlışla ilgili hasar tespitini yapan var mı?

- Yükselen faizler nedeniyle inşaat sektörü neredeyse tamamen durdu. Kaç milyar doları toprağa gömdük ve orada bekliyor, hesabını yapan var mı?

- Faiz artışının diğer sektörler üstündeki olumsuz etkileri ne oldu?

- Hazinenin katlandığı ilave borçlanma maliyeti ne kadar oldu?

Görüldüğü gibi, faiz indirimi adımlarının zamanlaması değil, hangi zaman yelpazesinde ilerlediğiniz ve sizi nelerin beklediği daha önemli olabiliyor.

FED’in faiz indirimi uygulamaları da önemli dersler içeriyor. Greenspan ile başlayan daha sonra Bernanke ile devam eden faiz kaldırma indirme operasyonlarında, faiz basamaklarının her adımında yeteri kadar bekleyerek faizler artırıldı. Sonrasında aynı yol tersten izlenip, yine aynı yavaşlıkla faiz basamaklarından aşağı inildi. Piyanist şantör misali, her iki başkan faiz tuşlarını soldan sağa, sağdan sola taradılar.

Oysa aynı dönemde ekonomi kazanında “credit ve loan crisis” kaynıyordu ve gelmekte olan küresel finans krizinin habercisi idi. Timothy Geithner ise o dönemde bugün sorun yaşayan pek çok finans kuruluşuna ev sahipliği yapan New York Merkez Bankası Başkanı idi ve düzenleme ve denetleme gibi görevi vardı. O dönem kendisine sorulan bir soruya, “şurası kesin ki artık hepimiz düzenlemeden bıkmış durumdayız” diye cevap verebilmiştir. O dönem çözümü teğet geçen Geithner’in bugün çözüm bulacağı tartışmalı. Ancak FED’in faiz turları sırasında, alınması gereken yapısal tedbirlerin alınmamasının kaçan fırsat olduğu tartışmasızdır.

Bu derslerden çıkardığımız sonuçları yazalım:

Faiz indirimlerini hangi sıklıkla ve yedire yedire (uygun oranlarda) yapıp yapmadığınız değil, koşullar uygunken yapabileceğinizin ne kadarını yaptığınız daha önemlidir. Dövize ilişkin görüşlerimiz veri iken, çok olumlu bir dönemin faiz indirimi adına gecikerek kullanıldığını düşünüyorum.

Faiz indiriminde iki basamak arasında ne süre beklediğiniz değil, bu basamaktan diğer basamağa geçerken koşulların nasıl değişeceği daha önemlidir. Elinizde fırsat varken yapmadığınız indirimi, koşullar değişmiş, fırsat elden kaçmışken yapamazsınız.

Koşullar uygunken yapılacak ve ekonomide yatırımı tetikleyecek radikal faiz indiriminin alacağı riski, duran ve faize duyarlı sektörlerin harekete geçmesinin yaratacağı artılarla aşmak daha kolaydır.

Hemen belirtmek gerekir ki, deflasyonist dönemde enflasyondan korkulmaz. Düştü sandığımız şey enflasyon değil yükselen deflasyondur.

Bankalar Birliği Başkanının değerlendirmesinde taşıdığımız safralara değindi. Çözülmesi gereken yapısal sorunların çözülmesi, faiz indirimleri yanında alınması gereken başka tedbirler vardır. Gördüğümüz kadarıyla bir çözüm daha teğet geçiliyor, güzelim kriz heba oluyor. Dışarıdan gelecek bazı yeni şoklara karşı iç piyasayı yedek olarak harekete geçirecek ekonomik ortam hazırlamak önemli bir başarı olurdu oysa.


Turan ÖZBAY
Yeminli Mali Müşavir

 

 

 



Faydalı linkler | Dünya | Makaleler | Soru - cevap | Sirküler | Pratik bilgiler | Yayınlar | Mevzuattan haberler | Insan kaynakları | Iletişim |
Copyright 2009, Dünya Yeminli Mali Müşavirlik Tüm hakları saklıdır.